Powered by ZigaForm version 2.9.6

Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirmek İçin Tavsiyeler

Bağırsak florası duygusal beynimizdir

Bağırsak florası bağışıklık sistemi üzerinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Bağırsaklarda istenmeyen bakterilerin oluşması, eksik yerleşmesi ya da Candida albicans türü mantarlarda artış bağışıklık sistemini zayıflatır. İşte bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için bazı tavsiyeler…

“Düzenli ve tempolu bedensel aktivite kronik psikolojik stresin birikmesini önler. Uykusuzluktan kurtulmanıza yardımcı olur.”

“Çiçekler sakinleştirici etkiye sahiptir. Onların arasında gizli köşeler bulup, kendi kendinize oyunlar oynayabilir ve hayallere dalabilirsiniz.”

“Uyku hijyeni sağlanmış bir ortamda düzenli ve kaliteli uyku hayatınızı da bedeninizi de düzene sokar.”

“Özel kokularla yapılan aroma terapinin stresle mücadelede önemli bir rol oynadığı düşüncesi her geçen gün daha çok kabul görmektedir.”

“Antioksidan kapasitesi yüksek besinleri daha çok tüketerek, vücudunuzun serbest radikallere bağlı oluşan hücresel hasarlarını (oksidatif stresi) azaltabiliriz.”

 

Sevinç, kızgınlık, korku gibi duygular savunma sistemini fiziksel olarak etkiler. Duyguları bastırma ve yoğun üzüntü bağışıklık sisteminin fonksiyonlarını baskı altına alırken, bunun tersi duygular savunma sistemini olumlu yönde uyarır.
Bağırsak florası da bağışıklık sistemi üzerinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Bağırsaklarda istenmeyen bakterilerin oluşması, eksik yerleşmesi ya da Candida albicans türü mantarlarda artış bağışıklık sistemini zayıflatır. Bağırsakların işlevlerini yerine getirmesini kolaylaştırmak için yoğurt ve diğer ekşimiş (kesilmiş) ürünler ya da ekşi bitkiler alınmalıdır. Sebze, meyve ve tahıl gibi besinlerle alınan lifli bitkisel gıdalar, bağırsak florasında probiyotiklerin oluşmasını sağlar. Henüz yeni bir bilim olan “psikonöroimmunoloji”, işte tüm bu bağlantıları, yani sinir ve bağışıklık sistemleriyle ruhsal yaşam arasındaki etkileşimi inceler.

Bedenini sev

Açık havada yapılan spor bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Buna karşın ağır sporlar bağışıklık sistemini zayıflatır. Bu nedenle sporcular bedeni zorlayan sporlar sırasında, rakiplerinden çok enfeksiyonlarla mücadele ederler. Ağır spor yapan kişiler yaptığı sporun ağırlığı oranında bağışıklık sistemini geliştirecek doğal ürenler almalıdır.

Düzenli ve tempolu bedensel aktivite kronik psikolojik stresin birikmesini önler. Uykusuzluktan kurtulmanıza yardımcı olur. Bunun için maraton koşucusu olmanıza gerek yoktur. Örneğin jogging, bisiklet, yürüyüş ve yüzme gibi tempolu sporlar yaparak, strese karşı vücudunuzu daha dayanıklı bir hale getirebilirsiniz. Ayrıca size cazip gelen bir spor türünde haftada en az yarım saatlik periyodlar halinde, 2- 3 seanslık aktiviteler planlayabilirsiniz.

Kaliteli uyku

Uyku, hayatımızdaki her şeyin düzene konulduğu, tamir ve tedavi edildiği son derece önemli bir süreçtir. Uyku sağlıklı yaşam için son derece önemlidir. Bir kaç hafta uykusuz kalmanın ölüme neden olduğu, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle ispat edilmiştir. Daha da ötesi yetersiz uyku ile zihinsel güç kaybı arasında yakın bir ilişki olduğu, uykusuz kalan insanların zihinsel çalışmalarının tamamen durduğu ve düşüncelerini yoğunlaştıramadıkları ispat edilmiştir. Uyku düzensizliğinin hücre üzerinde stresi artırdığı, bedeni asitleştirdiği ve yaşlanmayı hızlandırdığı kanıtlanmıştır. Uyku hijyeni sağlanmış bir ortamda düzenli ve kaliteli uyku hayatınızı da bedeninizi de düzene sokar.

Renkli bir dünya kur

Renklerin stresle olan ilgisi uzun zamandır bilinmekte ve terapi yaparken renklerden de yararlanılmaktadır. Mesela mavi renk, sinirleri gevşetir, hayal kurmayı sağlar. Koyu mavi benmerkezciliği körükleyebilir. Yeşil, eşitlik ve güven duygusu yaratır. Bazı hastaneler hastaların kendilerini rahat hissetmeleri için duvarları yeşile boyar. Buna karşın çarpıcı ve dikkat çekici yeşil tonlar depresyona yol açabilir. Sarı ise neşenin rengidir, beyni açar. Kırmızı tehlikeli bir renktir çünkü uyarıcı etkisi vardır. Stresle mücadele ederken günlük yaşamınızın çeşitli alanlarında renklerin pozitif gücünden faydalanabilirsiniz.

Klasik değil rock müzik dinleyin

Sakinleşmek için klasik müziklerden faydalanılabilir. Ancak stres atmak için rock veya benzeri türde müzik eşliğinde dans etmek daha sağlıklıdır. Müzik ve dans antioksidanlar kadar faydalıdır.

Stresinizi toprağa dikin

Çiçekler sakinleştirici etkiye sahiptir. Onların arasında gizli köşeler bulup, kendi kendinize oyunlar oynayabilir ve hayallere dalabilirsiniz. Özellikle kılıç çiçeği, anti – depresyon çiçeği olarak bilinir. Akdiken uykusuzluğa karşı, gelincik ise asabiliğin önlenmesinde ve algı bozukluklarının giderilmesinde kullanılır.

Sinirli değil, sihirli koku

Özel kokularla yapılan aroma terapinin stresle mücadelede önemli bir rol oynadığı düşüncesi her geçen gün daha çok kabul görmektedir. Hatta eski Mısır ve Yunan uygarlıklarında rahatlatıcı kokulardan üretilen özel parfüm ve yağlarla hem masaj, hem de banyo terapileri yapıldığı bilinen bir gerçektir. Günümüzde de dünyanın ünlü kozmetik firmaları ve güzellik salonları müşterilerine bin bir çeşit aromatik parfüm ve yağ sunmaktadır. Stres altındaki insanlara elma koklatarak streslerinin azaldığı kanıtlanmıştır. Masanızda bulunduracağınız elma ya da limon kokusu bile sinirlerinizi yatıştırmada etkili olabilir.

Yazı terapisi

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, yazı yazan ve yazılarında yaşadıkları travmaları anlatan insanların streslerini pozitif enerjiye dönüştürdükleri görülmüştür. Yazı yazarak içinizi dökmek son derece stres giderici bir deneyimdir.

Stresi azaltmak için bazı öneriler

  • Çalışma saatlerinize limitler koyun ve bu limitlere uyun
  • Gün içinde çalışmalarınıza zaman zaman ara verin ve eğer mümkünse temiz havaya çıkın
  • Kısa da olsa biraz yürüyüş sinirlerinizi yatıştıracaktır
  • Egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirin
  • Asansöre binmek yerine merdiven çıkmayı tercih edin
  • Esnek olun, gerilimden ve şiddetten sakının
  • Diyetiniz doğal besinlerden oluşsun
  • Rafine şeker ve kafeinli içeceklerden uzak durun
  • Gerginleştiğinizi hissettiğiniz anda size huzur veren bir müzik dinleyin
  • Espri gücünüzü geliştirin
  • Stresinizin nedenini ortaya çıkarmaya çalışın. Buna neden olan sorun veya sorunları belirledikten sonra çözüm üretmeye çalışın
  • Kokuların gücünden yararlanın. Size huzur veren doğal kokular içinde rahatlayın (Örneğin: elma, limon, vanilya)
  • Gevşeme tekniklerini deneyin ve meditasyon yapın
  • Cinsel yaşamınızı düzene koyun
  • Gülmeyi unutmayın
  • Dostlarınızla dertleşin
  • Stresle başa çıkmakta zorlandığınız an bir psikoterapiste başvurun

Oksidatif stres

Oksidatif stresin bildiğimiz stres ile ilgisi yoktur ancak en az onun kadar önemlidir. Oksidatif stres, bedenimizde normal metabolik faaliyetler sonucunda üretilen ya da çevreden alınan ve “serbest radikal” olarak bilinen oksitleyici kararsız elektron gruplarının, bedenimizi yaşlandırmasını ve hücrelerimizin yaşam sürelerini kısaltmasını içeren bir süreçtir.
Bu bağlamda yapılması gereken, oksidatif stres belirteçlerinin ve bedenimizdeki anti oksidatif kapasitenin değerlendirilmesidir. Kan ve gaitada yapılan kapsamlı analizlerle bunu değerlendirmek mümkündür.

Antioksidan tüketimi

Antioksidan kapasitesi yüksek besinleri daha çok tüketerek, vücudunuzun serbest radikallere bağlı oluşan hücresel hasarlarını (oksidatif stresi) azaltabiliriz. Araştırmalar antioksidan değeri fazla olan besinlerin, hücreleri yaşlandıran ve zarar veren serbest oksijen radikallerini emme kapasitelerinin yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Bu özelliklere sahip besinlerin hücreleri daha iyi koruyarak, daha uzun ve daha sağlıklı bir yaşam sağladığına ilişkin güvenli veriler mevcuttur.

Yüksek dozda antioksidan alan insanlarda, enfeksiyon, tümör, kanser, katarakt ve hipertansiyon eğiliminin daha az olduğunu bilinmektedir. Daha fazla antioksidan, daha sağlıklı bir kalp ve damar sistemi, daha genç ve daha uzun bir yaşam demektir.

Koyu renkli olan sebze ve meyvelerin (siyah üzüm, domates, kiraz, vişne, karpuz, çilek, kırmızı ve yeşil elma, koyu yeşil sebzeler…) açık renkli olanlardan, taze besinlerin bekletilmiş ve dondurulmuş olanlardan, organik ve ekolojik şartlarda yetiştirilmiş besinlerin kimyasallarla işlemden geçirilenlerden ve doğal besinlerin işlenmemiş olanlardan daha çok antioksidan bulundurdukları bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir.

 

PROF. DR HÜSEYİN NAZLIKUL

Sizi Geri Arayalım
KAYDI TAMAMLA

Dilerseniz Sol Tarafta Bulunan Form Aracılığıyla Arama Kaydı Bırakabilir Ya Da Telefon Numaramızdan
Bize Ulaşabilirsiniz 

+90 (212) 219 19 12