Powered by ZigaForm version 2.9.6

Detoksifikasyon Nedir?

Detoksifikasyon organizmanın kendisine zararlı olan toksik maddelerden temizlenmesi anlamına gelir. Bedenimizi kirleten çevresel toksinleri gideren detoksifiye edici yöntemleri ve araçları kullanmamız sağlıklı ve uzun bir yaşam için gereklidir.

Bedenin detoksifikasyonu ile öncelikle hücre sağlığını kazanmak amaçlanır.

Kafein, alkol, yağlar, bilinçsizce kullanılan ilaçlar ve özellikle antibiyotikler yaşamın ileri dönemlerinde kalp-damar problemleri, arthiritis denen eklem hastalıkları, aşırı kilo, diyabet gibi baş edilmesi zor olan birçok sorunlarla bizi karşı karşıya bırakabilir.

Vücudumuza zarar veren çevresel toksinler; dokularımızın, organlarımızın, hücrelerimizin ve hücre içi organellerin başlıca düşmanlarıdır. Çevremizin ve bedenimizin ürettiği toksinlere karşı detoks sistemlerimizin yetersiz kalması halinde toksin yükümüz artar, yorgunluk, güçsüzlük, bitkinlik, kendini iyi hissetmeme, aşırı uyku ya da uykusuzluk, kas ve eklemlerde gerginlik, ağrı ve güçsüzlük, sinirlilik, bunaltı hissi gibi birçok sağlık sorunu ortaya çıkar.

Aslında, vücudumuz terleme, idrar yapma, dışkılama, solunum ve safra oluşumu ile bedende normal metabolizma süreçleri sonucu oluşan toksinlerden korunmayı çok iyi bilmektedir. Bedenimizin normal metabolik faaliyetleri ile oluşan toksik ürünlerden başka karşılaştığı çeşitli ruhsal ve fiziksel stresler, çeşitli enfeksiyonlarla mücadele faaliyetleri sonrası oluşan zararlı atıklar da; böbrekler, karaciğer, akciğer ve deri gibi birçok organın ortak çabası ile vücuttan uzaklaştırılmaktadır.

Her yıl insanlar, topraktan, sudan, soludukları havadan ve aldıkları gıdalardan edinilen binlerce kimyasal ve fiziksel toksik ve zehirleyici maddelerin etkisi altında kalmaktadırlar.

Bu zehirleyici maddeler insan organizmasında, beden direncinin azalması veya yok olması, hormonal dengesizlikler, sinir sistemi bozuklukları veya direnç kaybı, fizyolojik dengesizlikler ve hatta geriye dönüşü olmayan hastalıklar (kanser)  gibi çok çeşitli ve farklı belirtilerle kendilerini gösterirler.

Bilinçli olmamıza rağmen çoğu kez günlük aldığımız gıdanın yüzde 10’u kadar olması gereken hayvansal proteini daha fazla tükettiğimiz gibi bunun yanında kafein, alkol, yağlar, bilinçsizce kullanılan ilaçlar, özellikle antibiyotikler ve bedene dışarıdan sokulan diğer sağlıksız ürünlerin çokça kullanılmaları, yaşamın ileri dönemlerinde kalp-damar problemleri, artiritis denen eklem hastalıkları, aşırı kilo, diyabet gibi baş edilmesi zor olan birçok sorunlarla bizi karşı karşıya bırakabilir. Birkaç tanesini saydığımız bu zararlıların, organizmadaki hücre fonksiyonlarını yavaşlattıkları hatta çalıştırmadıkları bilinmektedir.

Bedenin detoksifikasyonu ile öncelikle hücre sağlığını kazanmak amaçlanır. Yıllardır aldığımız besinler bağırsaklarımızda yığımlanmaktadır. Yukarıda tanımlamaya çalıştığımız toksik maddeler bağırsak floramızı bozarak bağırsaklarımızın normal görevini yapamaz hale gelmesine neden olmaktadır.

Doğal olarak beden kendisine zararlı olan toksinleri karaciğer, böbrekler, idrar, dışkı, solunum yolu ve ter ile deriden atarak temizler ve kendisini arındırır.

Ancak özellikle ikinci Dünya Savaşı sonrası endüstrinin giderek gelişmesi ve sanayi kuruluşlarının yaygınlaşmasıyla beraber gelen petro-kimyasal devrim, toksinlerin, insan metabolizmasının kendini temizleme sürecinden çok daha hızlı yığımlanmalarına yol açmış ve organizma kendi kendini temizleyemez hale gelmiştir.

Çağımızda özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlar endüstriyel kimyasallar, pestisit diye tanımlanan tarımda kullanılan zehirli maddeler, elektromanyetik kirlenme, gıda katkı maddeleri, yanlış beslenmeden kaynaklanan aşırı asit birikimi, ağır metaller, anestezik maddelerin ve özellikle bilinçsizce kullanılan ilaçların kimyasal kalıntıları, toplumca legal kabul edilen drogların ( alkol, tütün, kafein ) kalıntılarıyla beraber illegal drogların (eroin, kokain v.s. gibi) kalıntıları ve  ruhsal dünyamızda yaşanılan sorunların ağır yükünden oluşan çok karmaşık bir kokteylin etkisi altında yaşamlarını sürdürme çabası içindedirler.

Metropollerde standardın üzerindeki hava kirliliği, çevre kirliliği nedeniyle içme sularında kurşun, cıva gibi ağır metallerle beraber yedi yüze yakın yabancı maddenin aşırı oranda bulunmasıyla beraber onbin’e yakın solvent, emülsifer, gıdalardaki koruyucu katkı maddelerini bedenimizde yıllarca taşımaktayız.

Bununla beraber özellikle ülkemizde çoğu gıda maddesi üzerinde maalesef içeriğinin yazmaması durumu daha da ağırlaştırdığı gibi özel besi çiftliklerinde yetiştirilen kanatlılar, balıklar ve diğer canlılarında kimyasal katkılarla beslendiklerini unutmamak gerekir.

Diğer taraftan dünya denizlerinin sanayi nedeniyle giderek kirlenmesi, bunun ülkemizde de özellikle Karadeniz’den gelen sanayi atıklarının Marmara denizini ve dolayısıyla boğazları ve kuzey Ege denizini de ciddi şekilde tehdit ettiğini ve buralardan elde edilen besinlerinde yoğun olarak tüketildiğini düşünecek olursak bedenimizde toksik maddelerin ne denli yoğunlaştığı hakkında ciddi endişelerin oluşacağı bir gerçektir.

Gerek havadan, gerek yediğimiz ve içtiğimiz maddelerden aldığımız toksik maddeler zincirine tüm petrol ürünü yakıtların atıklarını, evlerde kullanılan temizleyicileri, kuru temizleme maddelerini eklemeyi de unutmamak gerekir.

Dünyamız kirlendikçe bedenimiz bir filtre gibi bu kirlilikleri süzmekte ve bu toksinler bizim fizyolojik fonksiyonlarımızı bozmaktadır. Gerek aldığımız gıdalardaki kimyasallar, içtiğimiz sudaki zararlılar ve bunların yanı sıra yaşadığımız iç ve dış mekânlardaki elektronik ve kimyasal toksinler sürekli olarak bedenimizde süzülerek yığımlanırlar.

Günümüzde bilinen bir gerçek ise bu biyo-akümülasyonun ( bedenimizde yığımlanan yabancı maddeler ) ciddi bir şekilde gerek fizyolojik, gerekse psikolojik sağlığımızı tehdit ettiğidir.

Yıllardır bu konu üzerinde yapılan çalışmalarda, sağlıklı bir bağışıklık sisteminin ve bununla beraber doğru çalışan eliminasyon sistemlerinin gerek sinirsel gerekse fizyolojik ve psikolojik olarak insanın dışarıdan gelen bu toksinlere karşı daha dayanıklı olmasını sağladığı ortaya konmuştur.

Dolayısıyla sağlıklı ve dinç bir yaşam için bedene dışarıdan bilinçli bir şekilde yardım etmek ve organizmadan toksinlerin atılmasını sağlamak gerekir .  Bu konuda daha geniş bilgiyi “Detoksu Keşfet” adlı kitabımda bulabilirsiniz.

Örnek olarak; Detoks üzerinde etkili olan besinler ve kullanımları :

ANANAS: İhtiva ettiği bol C vitamini cilt ve sindirim detoksu sağlayan Bromelin sebebiyle önerilir.

GREYFURT: Tüm detoks kürlerinin favori meyvesidir. Yüksek oranda C vitamini ve lif içerir. Kolesterol düşürücü ilaç kullananlar (Statinler) greyfurt suyunu bu ilaçlarla aynı anda kullanmamalıdır.

KAYISI ve ŞEFTALİ: Güçlü bir antioksidan olan beta karoten içerirler. Ayrıca bir miktar da flavinoid, bitkisel lif, potasyum ve diğer mineralleri içerirler.

PORTAKAL: Çok değerli bir antioksidan ve detoks vitamini olan C vitamininden zengindir. Bol miktarda lif ve flavinoid içerir.

ELMA: Son derece yararlı bu flavinoid olan Likopen’in, kolesterol azaltıcı Pektin’in ve birçok vitaminin kaynağıdır.

SİYAH ÜZÜM: Zengin bir vitamin kaynağıdır. Çekirdeğinde çok değerli bir antioksidan olan Proantosiyanidin ihtiva eder.

KİVİ: Bir C vitamini ve mineral deposudur.

DETOKS SÜPERİ SEBZELER

LAHANA GRUBU SEBZELER: (Beyaz ve kırmızılâhana, brokoli, şalgam, hardal, kırmızıturp, pancar, Brüksel lâhanası, karnabahar) Detoks kürlerinin değişmez elemanlarıdır. Detoks sistemini güçlendiren antioksidan vitamin ve mineralleri bol miktarda ihtiva ederler. Vücudu toksinlerden temizleyici, güçlendirici ve destekleyici besin elemanlarından zengin sebzelerdir. Çiğ olarak, haşlanmış olarak veya öğütülerek sebze suyu karışımları içinde kullanılabilirler.

HAVUÇ: Çok iyi bir antioksidan olan beta karoten ve C vitamini bakımından zengindir. Çok da güçlü bir toksin temizleyicidir.

ENGİNAR: Karaciğerin çok yararlı bir destekleyicisi ve güçlü bir toksin gidericidir. Kolesterol düşürücü etkiyi de gösterir.

KEREVİZ VE YERELMASI: Güvenilir bir antioksidan ve iyi bir sindirim rahatlatıcısıdır. Sarımsak ve soğan bağışıklık sistemini güçlendirici kolesterol azaltıcı ve toksinlerden arındırıcı etki gösterirler.

PROF. DR HÜSEYİN NAZLIKUL

Detoksifikasyon olarak adlandırılan bu işlem, birkaç yönlü olarak düşünülmelidir. Bunlar;
Özel diyetlerle vücudu arındırma,
Belli sürelerde doktor kontrolünde su,
Nöralterapi
Manyetik Alan tedavisi
Ortomolekülar Tıp
Sebze suyu ve meyve suyu rejimleri,
Vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olan bazı vitamin ve aminoasitler
Biofoton tedavisi
Bitki çayları ve bitki rejimleri,
Şelasyon tedavileri,
Homeopatik tedaviler,
Yosun banyoları,
Sauna, hamam, kaplıca veya hipertermik seanslar (terleme)
Kolon temizleme ( Kolon hidro terapi)
Ozon, uygulamalarıdır.

Bedenin Detoksifikasyon ihtiyacının olduğu, tabii ki laboratuar verilerin dışında; durup dururken hiç bir nedene bağlı olmayan baş, sırt ve boyun ağrıları, alerjik semptomlar, uykusuzluklar, davranış değişiklikleri, mafsal ağrıları, sürekli tekrarlayan solunum problemleri, gıdalara karşı alerjik belirtiler gibi görülen klinik belirtiler olabilir.

Diğer taraftan artiritis, sürekli kabızlık, hemoroit sorunları, sindirim sistemi ülserleri, sinüs konjesyonu, ekzemalar, sedef hastalığı gibi cilt sorunlarının da Detoksifikasyon için endikasyon oluşturduğu artık günümüzde açıkça belirtilmektedir.

Kişi kendisini rahat hissetmeyip böyle bir takım huzursuzluklarla hekimine başvurduğunda öncelikle laboratuar tetkiklerden ( kan, idrar, dışkı, saç analizleri, karaciğer fonksiyon testleri vb.) sonra hekim gözetiminde Detoksifikasyon uygulamalarının yapılması sağlıklı bir uygulama açısından çok anlamlı olacaktır.

  • Cilt detoksunu ihmal etmeyin, buhar banyolarından, saunadan, hamamdan ve masajdan yararlanın.
  • Güne yarım limon suyu ilave edilmiş bir bardak ılık su ile başlayın.
  •  Ekolojik tarım ürünü besinleri tercih edin.
  •  Çok gerekli olmadıkça (ağrı kesici, gaz giderici, antiasidiler) ilaç kullanmayın.
  •  Alkol,sigara ve fazla kahveyi bırakın.
  •  Gün boyunca en az 2- 2,5 litre su için.
  • Günde en az 3 öğün yemeye dikkat edin. Faydalı olan ise üç öğün yerine beş öğün yemek yemektir. Öğün sayısını artırın ancak öğün miktarını azaltmaya çalışın.
  • Her gün 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin.
  •  Elektrosmogdan uzak durun veya onu elimine edecek bir manyetik alan kullanının.
  •  Haftada 1500 kilo kalori harcayacak şekilde bedensel aktivite yapmayı ihmal etmeyin.
  • Sebze ve meyve suyu karışımlarından yararlanın. Bu karışımlarda havuç, şalgam veya pancar, elma, papaya, kavun ve kivinin olmasına özen gösterin.
  •  Detoks süresince günde 2 fincan kadar rezene veya karahindiba çayı için.
  • Gece yatmadan biraz önce 1 fincan ılık suya veya süte 1 çay kaşığı taze bal ilave edip yavaş yudumlayın. Gece acıkmanızı kontrol etmeye yardımcı olacağını göreceksiniz. Ayrıca isterseniz bir dilim çikolata da tüketebilirsiniz.
  • Hayvansal protein ihtiyacınızı daha çok balık ile ve doğal ortamda yetişmiş hayvansal gıdalarla karşılayın.
  • Düzenli olarak, dönüşümlü sıcak ve soğuk su ile duş alın.
  •  Olumlu olun. Sizi güldürecek veya gülümsetecek ortamlarda, sevdiklerinizle bir arada olmaya özen gösterin.
  • Kendinize dinlenmek için zaman ayırın.
  • Dostlarınızı, büyüklerinizi ziyaret edin. Eşiniz ve çocuklarınızla daha çok birlikte olabileceğiniz fırsatlar yaratın.
  • Eğlenmeyi ihmal etmeyin.
  •  Diş hijyenine dikkat edin ve sadece estetik uğruna beden sağlığını bozacak dolgu ve protez maddelerinden uzak durun. Amalgam dolgularınızdan bir uzman gözetimde kurtulun.

Sağlıklı ve dengeli bir detoks için beslenme de çok önemlidir. Bu bağlamda dikkat etmemiz gereken beslenme ilkelerini de hatırlatmak yerinde olacaktır.

Detoks için sağlıklı beslenme çok önemlidir.

1. Tüketilen gıdaların çeşitlilik açısından zengin olması
2. Almış olduğunuz enerji/kalorinin miktarı önemlidir.
3. Toplam gıdanın fazla öğün sayısına bölünerek tüketilmesi anlamlıdır.
4. Yeteri kadar protein alınmalıdır.
5. Tükettiğiniz yağı sınırda tutunuz.
6. Her gün taze sebze, meyve ve tahıl ürünleri tüketmeyi alışkanlık haline getiriniz.
7. Maalesef: Tatlılardan uzak durmalısınız.
8. Gıdalara zarar vermeden yemeklerinizi hazırlayın.
9. Su: Yaşamak için önemlidir. Soluduğumuz hava kadar hayati önem taşır.
10. Spor ve Egzersiz.

Sizi Geri Arayalım
KAYDI TAMAMLA

Dilerseniz Sol Tarafta Bulunan Form Aracılığıyla Arama Kaydı Bırakabilir Ya Da Telefon Numaramızdan
Bize Ulaşabilirsiniz 

+90 (212) 219 19 12